|
AÅŸk, beyaz ve sessizdi.
Söyleyecek hiçbir sözüm yoktu.
Sessizce âşık olmuÅŸtum ama korkuyordum da.
Bir düÅŸün içinde gibiydim ve hiç mi hiç uyanmak istemiyordum.
Hem aÅŸk yolculuÄŸunda keÅŸfedilmeyi bekleyen bir sır olduÄŸumu biliyordum, hem orada tozlu kitapların arasında çeliÅŸkiler içinde çırpınan yepyeni biri olduÄŸumu da.
“Maria”
Sevgili okur,
Bir gece yarısı ıssız bir sokakta, sen karşı kaldırımda yürürken, yüzünde tuhaf ve esrarlı ifadeyi görüp de, hiçbir ÅŸey söylemeden kitabı ellerine tutuÅŸturursam, beni deli sanıp da korkuya kapılma. Oradan hemen kaçar gibi uzaklaşıp gözden kaybolacağım. Korkma!
Odanda kendi yalnızlığına bürünüp, AÅŸk YolculuÄŸu’nu oku.
Bu kitabın herkesin anladığı bir dilden yazıldığını göreceksin.
Çünkü hepimiz aynı dili konuÅŸuyoruz, aynı Tanrı’ya inanıyoruz ve hepimiz aÅŸk yolcusuyuz.”
“DoÄŸulu Yazar”