|
Mesnevi’nin altıncı cildi
tamamlandığı sıralar Mevlana hastalandı ve yatağa düştü. Dostları akın
akın kendisini ziyarete geldi ve şifa dilediler. O ise şifayı değil,
Hakka kavuşmayı istemekteydi. Mevlana, 16 Aralık 1273 Cumartesi günü
iyileşir gibi olmuştu. Gün boyunca ziyaretine gelenlerle konuştu.
Yanında gönül dostu, öğrencisi, halifesi Hüsameddin Çelebi, oğlu Sultan
Veled, hekimler ve bazı dostları vardı. Oğlu Sultan Veled, günlerden
beri babasının başında bekliyordu ve uykusuzdu. Sabaha doğru Mevlana
oğluna seslendi:
“Bahaeddin! Ben iyiyim, sen git, biraz yat.”
Oğlu, gözyaşları içinde odadan
ayrıldı. Mevlana, hüzünlü bir şekilde arkasından baktı ve yine seslendi:
“Yürü, git! Bırak beni, vazgeç
şu geceleri dolaşıp duran yanmış yakılmış adamdan. Biz, yapayalnız
geceleri sabahlara kadar sevda dalgaları arasında bocalar dururuz.
Dilersen bağışla bizi, dilersen yürü, cefa et bize…”
Bu sözler Mevlana Hazretlerinin
son sözleri olmuştu ve Hüsameddin Çelebi bu sözleri gözyaşlarıyla yazdı.
Pazar günü Mevlana’nın evinde ve bütün şehirde derin bir sessizlik
vardı. Akşamüzeri güneş batarken; o veli insan, gönüller sultanı Mevlana
Celaleddin de baki aleme yolculuk etti:
Ölümümüzden sonra mezarımızı
yerde aramayınız?
Bizim mezarımız ariflerin
gönüllerindedir. |