|
Şu an
tüm ağırlığı, tüm acıları, tüm coşkusu, renk ahengiyle ve tüm
paradoksuyla sürüyor hayat...
Umut yüklü hayaller
bile kuramaz haldeyiz. Hani atalarımız demiş ya "Ölü toprağı serpilmiş
üzerimize." diye, bir türlü atılmıyor, atamıyoruz bu toprağı
üzerimizden ama atılması da gerekiyor.
Neden mi? Gözümüzün alabildiği
her şey bir neden, bir mesele haline gelmiş. Belki de artık elden ele
bugüne kadar getirdiğimiz gelenek halini alan yapı, iki bini geçtiğimiz
ve artık uzay çağına attığımız adımımızı alıştırmaya çalışırken, sinek
pisliği olup mide bulandırmaya başlamış.
Çeteler devletleşirken kocaman devlet bölünmeye çalışılıyor. Sanat
kavramı, ağzı bir cümleyi biraz doğruca sarf eden, adeta bitpazarı
kıvamında. Ya devletimizin vekilleri? Şatolarında gününü gün ederken ara
sıra Meclis'e hır çıkarmaya gidip, dışarıya çıkmışken de sokaktaki
insanların gönüllerini alıyor ve
bolca cumhur cemaat
"hükümet boz yap" oyunu oynuyorlar.
Ya sevgili basın mensupları,
işte buraya fazla dokunmayalım çünkü ortaya çıkan birçok gerçeklerde
imza sahibi, hem de çekilen tüm çilelerle birlikte.
Halk sabırlı, yüreği o kadar
geniş ki gık demeden herkesin doğruyu öğrenmesini bekliyor inatla. Ama
gören göz kılavuza ihtiyaç duymaksızın bu inadın tükenmek üzere olduğuna
da hemen takılıyor. |