Yelda Sorguç

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesinde Mikrobiyoloji Uzmanı olarak görev yapmaktayım.

İlk romanım, “İçimdeki Rüzgâr” 2011 yılında yayınlandı. Hemen ardından 2012 yılında “Küçük Dünyalar” ve 2013 yılında “Aynı Zamanda” isimli romanım yayımlandı.

13 yıl sonra kaleme aldığım Sevgili Hayatım’ı kimi zaman gerçek hayattan esinlenerek kimi zaman da insanlığın hâlleri üzerine gözlem yaparak yazdım. Romanın içinde yer verdiğim dokunaklı hikâyeleri anlatırken yarattığım kişilerin gerçekçi olması için objektif olmaya, içgüdülerimle yepyeni karakterler yaratırken onların ruhlarının derinliklerine inmeye çalıştım. 

Çocukluğumda yaşadığım, beni derinden etkilediğini düşündüğüm ve unutmadığımı sandığım bazı olaylar, ben istemesem de romanın olay örgüsünde yerini aldı. Olayları hatırlasam da o zamanki durumlar karşısında nasıl bir tutum sergilediğimi anımsayamıyorum. Bana bu romanı yazdıran şey de sanırım bu boşluk hissi oldu. Yazmak, hatırlamamı ve geçmişte yaşanmış olayların arasında gömülü kalmış çoğu duyumun yüzeye çıkmasını sağlıyordu. Zihnimin akışınını dikkatle izlediğimde aslında kurmaca denen şeyin hakikatin gölgesi olduğunu görebiliyordum.

Romanın gizli bir kahramanı varsa eğer -ki bundan emin değilim- kendi içimde yeni tanıştığım, romana yön veren, aklımda kalanları hatırlamamı sağlayan, aklıma gelir gelmez size anlattığım için de artık sadece bana ait olmayan o öznel duyguların sürükleyici gücüdür diyebilirim. 

Elif’i anlatırken onu öyle canlı betimlemeliydim ki, okuyucuyla Elif arasında bir bağ oluşsun. Gerçek yaşamla kurgu arasındaki o büyülü sınır yok olsun. Elif’i ve yaşadığı kasabayı, Payamlı’yı öyle içten anlatmalıydım ki haritada böyle bir yer olduğuna sizi ikna edebileyim. İkna etmek de ne demek, böyle bir kasaba olduğuna dair en ufak bir kuşkuya yer bırakmamalıydım. Orada yaşayan diğer kasaba halkını, söz gelimi Payamlı’da kasaplık mesleğini hakkıyla yapan bir kadın olan Sevilay’ı ya da doğurduğu ikizlerden birini yarık dudak - yarık damaklı olduğu için arıcılık yapan eşiyle birlikte kendi elleriyle öldüren Deli Kübra’yı, kuzuları, ördekleri ve köpeğiyle, Teneke Mahalle’de yaşayan KEMPES’İ uydurmadığımı düşünmeniz için büyük bir çaba sarf ettiğimi itiraf etmeliyim.

Ana karakterimiz Elif’in maskeli baloda tanıştığı Ateş’le yaşadığı aşkı, aşk sancılarını, yalnızlığını, “Bu ne cesaret!” dedirten hâllerini, içine düştüğü ruhsal bunalımı, onun varoluşsal kaygılarını hüzünle ve bazen şaşırarak okurken Elif’in sadece bir roman kahramanı olduğunu unutup karmaşık dünyasına eşlik etmenizi, gerçekte kim olduğunu merak etmenizi çok istedim.

Umarım bütün bunları başarabilmişimdir.

Göster:
Sırala:

Sevgili Hayatım

Payamlı... Zamanın sessizce akıp gittiği,her günün, bir öncekini tekrar ettiği küçük bir kasaba.Mevs..

300,00₺

E-Ticaret Sistemleri