İsmet Bozdağ Atatürk, güçlü bir kişiliğine sahip olduğunu biliyordu. Genellikle insanların, hatta yakın arkadaşlarının, karşısında rahat konuşamadıklarını, fikirlerini açıklamaktan çekindiklerini görüyordu....
KONFÜÇYÜS'e sordular: Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız yapacağınız ilk iş ne olurdu?
Büyük düşünür şöyle yanıtladı:
“Hiç kuşkusuz, dili gözden geçirmekle işe başlardım....
Geçmişe ve geleceğe Ayasofya'nın minarelerinden bakmaya hazır mısınız?
Kabullenilmesi en güç olanı, yani gerçeği, kabullenebilecek misiniz?
Gerçeğin peşinde olan Yufesta ile Şibenza, Kostantinopolis'ten çok uzaklarda yaşamaktadır. Prens kardeşler, bir bilgeden, fetih gününün gelip çattığını ve "fatih" olacak kişinin kıyamete yakın ortaya çıkacak "beklenen kurtarıcı" olduğunu öğrenirler...
Avrupa Basınında Atatürk ve Zafere Giden Yol
S.Eriş Ülger
Tarih boyunca Avrupa ve Avrupalı, Osmanlı Devletini ve Türk milletini Avrupa’nın bir parçası olarak görmemişti. Oysa şimdi, kurtarıp kurduğu genç ve dinamik devleti ve milleti ile bir kahraman, ileri görüşlü bir devlet adamı ve “Yurt’ta sulh, cihanda sulh” diyerek insanlık âlemini kucaklamış eşsiz bir liderin öncülüğünde, “Zeki ve Çalışkan Türk Milleti” övgülerle, methiyelerle ve alkışlarla Batı Medeniyeti’nin kapısından içeri giriyordu.
Türkiye, 1970’li yıllarda kamplara ayrılmıştı. Bu ayrışmanın en fazla yaşandığı yerler, üniversitelerdi. Bir tarafta devleti için mücadele ettiğine inanan ülkücü öğrenciler, diğer tarafta faşist rejime direndiğini iddia eden sol görüşlü gençler... Her gün iki grup arasında büyük çatışmalar yaşanıyor, yurtlardaki hâkimiyet kavgaları ve fakültedeki boykot kararları bir döneme damgasını vuruyordu. ...
“Tek Adam”ın liderliğindeki Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında onun hizmetinde yer alan ve birbiriyle yarışan sayısız insan vardı.
Bu kutsal hizmette yer alanlar arasında öyle biri vardı ki, yırtık pabuçla gezerdi; fakat kimseden bir kuruş dahi kabul etmezdi. Parada ya da makamda gözü yoktu. Sadece vatanına, milletine hizmette gözü vardı.