Firzan Üstün: Hayallerini ön plana çıkaran birisiyim ama...

Yayınlayan admin 20/02/2017 0 Yorumlar

Yazarımız Firzan ÜSTÜN ile bu hafta yayınlanıp piyasaya verilen "DEVLETKERİ" isimli romanın üzerine konuştuk.

 

-Bu hafta "Devletkeri" isimli romanınız kitabevi raflarında yerini aldı. Bizlere kitabınızdan ve kitanızın yazılma serüveninden biraz bahseder misiniz?

-Hayatın yoğunluğu içerisinde bazen kendimizi kaybediyoruz. Kendimizi unutuyoruz aslında çoğu zaman... Sorunlar, uğraşlar, koşturmalar vs derken bakıyorsunuz zaman geçip gidiyor.

Kendime zaman ayırmam gerektiği fikriyle başladı aslında kitap yazmaya karar vermem. Kendimize de zaman ayırmamız gerçekten şart. Bu kendimle baş başa kalma ve kendime de zaman ayırma kararım farklı noktalara taşıdı beni. Kendimi kendimle başbaşa bıraktığım bir süreçte birkaç yazarın röportajını okudum. Aslında genelde özellikle yazarlarımızı ve onların röportajlarını, eserlerini takip ediyordum ama bu dediğim gibi kendimi dış dünyadan soyutladığım bir anda okuduğum bir iki yazarın röportajı heyecanlandırdı beni ve bana da hep istediğim ama bir türlü cesaret edemediğim yazma konusunda fikir verdi. Hemen kolları sıvadım. Önce hikâye planlamıştım ve yazmaya başlamıştım ki ama bir de  baktım ki romana dönmüşüm. İlk kitabım olması nedeniyle biraz çekimser kalsam da yazı ilerledikçe beni içine çekti diyebilirim.

 

-Sanki yaşanmışlıklar var. Ne dersiniz?

-Tamamen kurgu diyemem. Hele ilk deneme olunca hatıralarınıza sarılıyorsunuz tabi. Çevremi gözlemleyerek de karakter çıkardığımı söyleyebilirim. Mutlaka hatalarım olmuştur fakat kitabın akışına güvendim diyebilirim. Çünkü kitabımı yazarken ve yayına hazırlarken çok titiz davrandık. Çok içten ve akıcı bir dille eserimi yazmaya ve okuyucuma farklı bir haz alabilecekleri bir üslup ve hassasiyetle kelimeleri yazıya dökmeye çalıştım. Yayın aşamasında da Truva Yayınları editör ve yayın yönetmeni ile sürekli diyalog halinde ve uzun soluklu bir çalışma sürecinden geçtik.

Evet, yazarken isteseniz de istemeseniz de bir nebze kendinizden ya da çevrenizden, duyduklarınızdan birşeyler katıyorsunuz eserinize. Tamamen hayal mahsulü ve çalakalem aklınıza gelen her ne ise onları yazıya dökmek değil yazmak. Bir nakış gibi ince ince işleyerek ve önce siz kendi yazdıklarınızı okurken keyif alacak bir şekilde yazmıyorsanız sadece birşeyler karalamış olursunuz. Yapılmak istenen de bu olmamalı... Hem okurken keyif alacaksınız ve hem de her okuyucumuz kendisinden birşeyler bulabilirse okuduğu eserinizde işte o zaman siz bunu başarmışsınızdır. Ben böyle düşünüyorum ve bunu da okuyucumla paylaşmak isterim. Umarım ki bunu da başarmışımdır.

 

HAYALLERİMİ ÖN PLANA ÇIKARAN BİRİSİYİM AMA...

 

-Kendinizi nasıl tanımlarsınız?

-Biraz hayallerini ön plana çıkaran biri olarak kendimi tanımlayabilirim ama kesinlikle de hayalci değilim. Hırslı hiç değilim. Hedefim olduğunda ve inandığım her ne ise onun arkasında durduğum gibi o inandığım her ne ise onun için yorulmadan, bıkmadan ve usanmadan çabalarım.

 

-Hayata bakış açınız nasıldır?

-İyimser olmak belki de yaratılışım gereği bilemiyorum. Zorlukları gözümde büyütmem. Dediğim gibi inandığım bir hedefim var ise onun için mücadele etmeyi severim. Sıradan ve olağan dışında daha ötesi ne olabilir diye hep arayış içerisinde ve doğru gördüğüm her ne ise bana sıkıntı da verse, üzse de kesinlikle doğrunun arkasında durmayı kendime hayat felsefesi olarak benimserim.

 

ZORLUKLARLA ELDE EDİLEN BAŞARI DAHA KEYİFLİ

 

Zorluklar ise beni koparan değil tam tersi başarı için kamçılayan birer aracı olarak görür ve zorluklarla mücadele etmeyi seven bir yapım var. Bundan da çok keyif alırım. kolay adı üzerinde kolay olandır. Benim için asıl olan mücadeleyle ve heyecanla elde edilen her ne ise o daha tatlı ve keyif vericidir.

-Kitapta isimler çok dikkat çekici. Örneğin Devletkeri gibi. Tamamen sizin hayalinizdeki roman kahramanlarızın isimleri mi yoksa bu isimler var ve size ilham kaynağı olmuş gerçek kişiler mi?

-Tarihle iç içe kurgulandığından insanların ilgisini çekebilecek isimler de ekledim. Yüzyıl önce geçen bir olayın işlenişi aslında. Tarihi dokuya uygun olarak kitabı oluşturmaya çalıştım. Ve kahramanlarımın bir kısmı kesinlikle o tarih içerisinde var olan kişilerdir.

 

-Son olarak neden Truva Yayınları desem?

- Truva yayınlarının mazisi oldukça eski ve yayın sektörünün köklü firmalarından. Bildiğim kadarıyla 25 yıla yakın bir mazisi var. Kitabımın yayına hazırlanması esnasında da bu tecrübe ve bilgi birikimini çok daha iyi anladım. bu vesile ile de Editörüm Ayla Hanım ve Genel Yayın Editörüm Emine Hanım\'a da çok ama çok teşekkür ediyorum. Bitti diye teslim ettiğimde eserimi, gerek Ayla hanım ve gerekse Emine hanım çok ama çok katkı sağladılar ve çok hoş bir çalışma ortamında eserimizi yayına hazır hale getirdik. Buradan ikisine de ve yayınevimiz Truva\'da bulunan herkese çok ama teşekkür ederim.

Bence her yayınevinde kadın yöneticiler de olmalı. Kadın gözüyle görebilmek kitabın başarısını arttırır. Truva Yayınevi\'nin de bana ve eserime güvenip yayınlamasında ve çok uzun soluklu editöryal çalışma için de sağladıkları katkılar ayrıca bir mutluluk. 

Hepsine ve bu röportajı benimle yaptığınız için size müteşekkirim.

 

-Biz size teşekkür ederiz. Okuyanınız bol olsun.

 

Röportaj: Füsun Morto DÜĞME

Loading...
Loading...

E-Ticaret Sistemleri